View high resolution
Sonbahar
View high resolution
Galeri Mana’nın en ağır taşlarından biri olan İskoç sanatçı Douglas Gordon, yaptığı çeşitli video enstalasyonları sayesinde 1996’da Turner Prize ödülünü kazanan ilk video sanatçısı ünvanına sahip. Aynı zamanda sanatçı, 1998’de Hugo Boss Prize ve Zurich Kunsthaus tarafından verilen Roswitha Haftmann Prize ödüllerini almasının yanı sıra 65. Uluslararası Venedik Film Festivali’nde jüri üyeliği yapmıştır.
Eserleri Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşan sanatçının galerideki işine gelecek olursak; içeri girer girmez Gordon’un müzisyen Rufus Wainwright ile ortaklaşa yaptığı enstalasyonu karşılıyor bizleri.
’Hayalet’ adlı çalışma, karanlık bir ortamda kırık bir piyano ile ekrana yansıtılmış bir videodan ibaret. Ekrana yansıtılmış videoda Wainwright’ın Gordon tarafından çekilmiş simsiyah boyanmış gözünü Wainwright’ın müziğiyle dans ederken görüyoruz. Müziğin ritmiyle beraber gözü izlemek, hele ki bunu karanlık bir ortamda karanlık korkusu olan benim gibi biri için izlemek bir miktar rahatsız edici olsa da oldukça başarılı bir çalışma olduğu yadsınamaz elbette. Merak edenler için video sırasında çalan parçanın Wainwright’ın ‘All Days Are Nights: Songs For Lulu’ eseri olduğunu belirtmekte yarar var.
Üst katta yer alan, otobiyografik çalışma ise Gordon fotoğraflarından oluşuyor ve Gordon’ı tanımak için özellikle aynalı yanmış film yıldızları birkaç ipucu verebilir.
Çalışmalarında kendi çektiği görüntüler ve filmlerden alınan kesitleri birleştirerek performans odaklı videolar ortaya çıkaran Gordon’ın en bilinen işlerinden biri de 23 Nisan 2005 Real Madrid - Villareal maçında, maç boyunca 17 kameranın sadece Zinedine Zidane’ı takip ettiği görüntülerinden oluşan video art çalışmasıdır ki bakılmasını şiddetle tavsiye etmekteyim.
Nasan Tur
Nasan Tur; rahat kaçırmayı, düşündürmeyi ve eserlerine sosyal, politik göndermeler yüklemeyi seven bir sanatçı. İşlerinde ise sanatçının içinde bulunduğu sosyal çevresi, ilişki, politika, konuşulmayan konular öne çıkıyor. Örneğin; siyasi nedenlerden dolayı ortadan kaybolan, işkence gören, infaz edilen, yok olan insanları görünür hale getiriyor. Kısacası onların portrelerini çiziyor ve bunların yanında olumlu olaylar olarak da şunlar gösteriliyor. “Bugün hiçbir trafik kazası olmadı / Bütün uçaklar rötarsız iniş yaptı/ Guantanamo’da kimse işkence görmüyor / Somalili kaçakların hepsi sağ salim karaya çıktı/ Royal Bank of Scotland, 9 bin kişiyi işe alacağını açıkladı.”
Galeri Mana’daki işlerinin de oldukça etkileyici olduğunu söylemek isterim. Özellikle ‘Once Upon a Time’ adlı, artık varolmayan sekiz devletin (Yugoslavya, Doğu Almanya, Sovyetler Birliği gibi) bayrağından tasarlanmış enstelasyon ve kişisel fikrimi söyleyecek olursam en etkileyici ve beğenimi kazanan eser olan; bilim adamlarının güneşin yok olacağını öngördüğü ana doğru geri sayan ‘Countdown’ (18 haneli dijital gerisayım aracı) çok başarılı. Bunun yanında ‘İstanbul Says’ isimli video enstalasyonun da kesinlikle görülmesi gerektiğini düşünüyorum.